“…Haydi Abbas, vakit tamam; Akşam diyordun işte oldu akşam / Kur bakalım çilingir soframızı; Dinsin artık bu kalb ağrısı / Şu ağacın gölgesinde olsun; Tam kenarında havuzun / Aya haber sal çıksın bu gece; Görünsün şöyle gönlümce / Bas kırbacı sihirli seccadeye, Göster hükmettiğini mesafeye Ve zamana / Katıp tozu dumana, Var git, Böyle ferman etti Cahit, Al getir ilk sevgiliyi Beşiktaş’tan; Yaşamak istiyorum gençliğimi yeni baştan…(CST)”
Merhaba
Haydi Abbas, vakit tamam (Ayşe Ekiz’in sesinden https://www.youtube.com/watch?v=nRy3ieP_YlM ; veya isteyen Mustafa Keser’den dinlesin): Haydi Abbas, vakit tamam; akşam diyordun bak oldu akşam… Abbas yolcu; ancak pusulası kırık, kendisi şaşkın. Kırık pusulalı Abbas gerçek kuzey ilkelerini unutmuştu. Rahmetli Kroş cebir öğretirken şöyle diyordu “Bilmeyenler unutmuştur”. Abbas bilmiyordu; hâlâ da bilmiyor. Yolu göremiyor. Yolun ötesini görmesi ise fıtratına uymuyor. Abbas’ın öğrenmeye de niyeti yoktu. Abbas’ın niyeti kötüydü. Abbas’ta “Niyetin Safiyeti”nin zerresi yoktu. Abbas bunalımda. Hayatının hatasını yaptı Abbas. Akşam olduğunu bile görmüyor Abbas. Zaten hiç öyle çilingir sofrası da yoktu ki Abbas’ın. Abbas hayal kuruyordu. Hayal kurarken etrafı kurutuyordu. Beşiktaş’ta sevgilisi de kalmamıştı Abbas’ın. Bizim Abbas’ın sevgilisi yoktu ki, sevgi nedir bilsin. Bilmiyordu. Hırsı her şeyin önündeydi Abbas’ın. Abbas, İstanbul’dan sürüldüğünü kabullenemiyordu. Abbas’ın ağababası da bir zamanlar koltuğa yapışmıştı. Seçimi kaybettiği halde koltuktan kalkmıyordu. Kapıyı da kilitlemişti Abbas’ın ağababası. Damı delip odaya girildi diye öykülendirildi koltuğu Abbas’ın dedesinden kurtarma öyküsü. Bir diğer amcası da “alışırlar alışırlar, k*ç üstü otururlar” diyordu Anayasa’yı delerken. Abbasgillerin genetiğinde “bir kerre ile bir şey olmaz” mantığı baskındı. Ne var ki “her kerre hep bir kerre” oluyordu Abbasgillerde. Abbasgillerin Abbasilerle bir yakınlığı yoktu. Belki Emevigillerden kan almış olabilirlerdi. “Ah be Abbas, ne olur bir kerre olsun kendini sorgulasan !”. Nerde olduğunu unuttun Abbas. Zaman ve mekan kavramını yitirdin Abbas. Nerden geldiğini unutmuş görünüyor Abbas ve nereye gittiğini de anlamıyor Abbas. Yalnızlaştı Abbas. Abbas’ın tek ayakdaşı vardı sahnelerde yer alan. Artık ayakdaşı da yok ortalıkta. Vantrilog gibiydi Abbas. Zihninden ayakdaşına akıyordu düşünce(sizlik)ler. İşi kolay gibiydi Abbas’ın. Etkindi, yetkindi ve sorumlu değildi Abbas. Henüz “Haydi Abbas vakit tamam…” sesleri ayyuka çıkmamıştı. Dar alanda paslaşmalarla “Adalardan bir yar gelir bizlere…” ile vaziyeti idare ediyordu Abbas ve yandaşları. Olmadı, yakışmadı ve sınırları aştı Abbas’ın yaptıkları. Çırpınıyordu Abbas. Varsaydığı rüzgarı arkasına almıştı Abbas. Arkadan gelen rüzgar freni boşalmış kamyon gibi duvara vurdu Abbas’ı. Syngilli finans müdürü Tarık anlatmıştı Angut kuşunun yere inerken neden tepetaklak yuvarlandığını. Ben de 2010 yılında blogumda yazmıştım (https://www.copcu.com/2010/01/07/yasam-bufesinde-eseryali-anilari-1 ). Ancak aynı hatayı yapan “Angut Kuşu”nun neden tepetaklak gittiğinin öyküsünü bilmiyordu Abbas.
Bazen düşünüyorum da “Abbas kim ? Ben Abbas mıyım, ya da Abbas ben miyim ?” Sanırdım ki Abbas da bizden biri. Şimdi kesin eminim ben yanılmışım. Bizim Abbas, sizin bildiğiniz Abbas değil. Tıpkı ormandaki yangında alfabetik sırasıyla çıkış kapısı önünde beklerken Ayı, At ve Aslan, hepsinin önüne geçen “bit” gibi. “Hop birader !” diye kükreyen aslana bitin yanıtını anımsatıyor bana Abbas “ben sizin bildiğiniz bitlerden değilim !” demişti bit aslana…
Abbas olarak ben kendimi nasıl sorgulamalıyım ki kaos eşiği aşılmadan normale dönelim ! Kendimi Abbas olarak düşündüm. Soruların gücüne dikkat çekerek ve Abbas olarak kendimi sorgulamak istedim. Aklıma ilk anda yirmi altı soru geldi. Soruları kümeledim. Soruların yanıtlarından beklentilerime göre altı küme oluşturdum.
Abbas olarak kendimi sorguluyorum :
- Soruların Gücü / Değerler (5) > Abbas olarak sahip olduğum değerleri bilmeliyim
- Abbas olarak kimim ?
- Abbas olarak ne yapmaya çalışıyorum ?
- Abbas olarak sahip olduğum üç temel değer ne ?
- Abbas olarak hangi networking (iletişim ağı) içindeyim ?
- Abbas olarak SSTC (esestisi)nin ne olduğunu ve evrimini biliyor muyum ?
- Soruların Gücü / Farkındalık (5): Abbas olarak farkındalığımı geliştirmeliyim
- Abbas olarak temel sorum ne olmalı ?
- Abbas olarak Güney Kutbunda bara giden Temel ve Dursun’un öyküsünü biliyor muyum ?
- Abbas olarak kendimi nasıl sorgulamalıyım ?
- Abbas olarak üç evreli on sorum nedir ?
- Abbas olarak sorularım nasıl olmalı ki…?
- Soruların Gücü / Motivasyon (4): Abbas olarak yolculuğumu hızlandırlan dürtüleri bulmalıyım
- Abbas olarak “Tepecik Beşlisi”nin motivasyonunu biliyor mu ?
- Abbas olarak piramidin neresindeyim ?
- Hayat kısa, Abbas olarak dört temel ihtiyacım ne ?
- Dr.Stronk’un altı dürtüsünden hangisi Abbas olarak beni kurtarabilir ?
- Soruların Gücü / Öğrenme (5): Öğrenmenin yaşı yok Ey Abbas; biraz gayret …
- Abbas olarak nasıl ve neden öğrenmeliyim ?
- Abbas olarak okul bana ne öğretti ?
- Abbas olarak öğrenme yolculuğunda “4UPs (foraps)” şansım var mı ?
- Abbas olarak “Strateji Tuvali”mde neler olabilir, olmalı ?
- Abbas olarak “Yaşam Büfesi” önünde neler yapabilirim, yapabilir miyim ?
- Soruların Gücü / Başarı (3): Abbas olarak başarılı mıyım, başarımı formüle edebilir miyim ?
- Abbas olarak başarımı neye borçluyum ?
- Her başarının bir ödülü var mı Abbas ?
- Abbas olarak “Kelebek Etkisi”nin farkında mıyım ?
- Soruların gücü / Hayal ve Hedef (4): Abbas olarak hayalimi “Tombul”laştırabilecek miyim ?
- Abbas olarak hayalim ne zaman hedefim olacak ?
- Abbas olarak 2009 yılında hayalim neydi ve neden gerçekleştiremedim ?
- Abbas olarak”Konyalı Mehmet”in coğrafya sınavında verdiği mesajı anlıyor muyum ?
- Abbas olarak şu an sahip olduğum hayal ne ve nasıl hedefim olabilir ?
Abbas olarak şaşkınım; panikteyim. Hayat kısa ve gölün karşı kıyısı görünüyor Abbas diyorum kendime. Abbas aşağı, Abbas yukarı… Abbas inatçı. Abbas’ın niyeti netleşmeli. Abbasgiller hâlâ çok. Uzaklardaki Abbasa kafayı takmışken ben, yakınımdaki cambaz Abbas malı götürüyor. İçimdeki Abbas isyan ediyor. Abbas hâlâ oyun kurucu. Kuralları Abbas yazıyor. Kuralları Abbas çiğniyor. “Bir kereyle bir şey olmaz diyordu Abbas’ın amcası”. Abbas erk sahibi. Abbas Makyavelli’nin prensi gibi; Abbas sevmek yerine korku kültürünü sürdürmekte kararlı. Rüzgar Abbas için esiyor. Yelkenler fora; iskele alabanda diyor Abbas. Ne var ki; Abbas’ın yolculuğunu hızlandırmak isteyenler de “Pruva neta” diyorlar. Onların da “Yolları Açık”. Evet, Abbas’ın yolunda engebeler, bariyerler çok. Abbas’ın yolu meşakkatli. Bay Cohen’in sözlerini düşünüyor Abbas: “Herkes biliyor: Geminin su aldığını, kaptanın yalan söylediğini ve zarların hileli olduğunu” söylüyordu Leonard bey yanık sesiyle. Abbas bunların hepsini biliyor. Eskiden soru şuydu: “Asiye nasıl kurtulur ?” Şimdi aynı soruyu maskülen şekliyle sormalı: “Abbas nasıl kurtulur ?”. Ben kurtulur muyum ?
Sözün özü; Abbas olarak ben neciyim ? Ben ne kadar Abbasım ? Abbas’ın kurtulması önemli mi ? Mart 2025 in tek yazısı olacak olan bu seri saçmalıklarla Abbas’a kafayı takmak akıllı adam işi mi ? Sağlık ve esenlik içinde gerçek bayram tadında Abbassız bayramlara kavuşmak dileğiyle yolunuz açık ve aydınlık olsun.
Öykücü





